Engelli yakını intiharları, bir “aile faciası” değil, bakım krizinin sonucudur.
İzmir’de lösemi hastası engelli oğlu Ahmet Barış Kandemir’i öldürdükten sonra kendi yaşamına son veren anne Nurten Kandemir’in yaşadığı durumu “aile faciası”, “bunalıma giren anne” ve benzeri başlıklarla vermek, yaşananları bireysel bir çaresizlik ve aile içi meseleye indirgemektir.
Oysa bu olay, sağlık ve bakım hizmetlerinin ailelere ve genellikle de aile içindeki kadınların üzerine bırakıldığı, insan hayatının ve bakım emeğinin değersizleştirildiği, sosyal devletin ortadan kaldırıldığı, yaşamı değil piyasayı merkeze alan bir düzenin ağır sonuçlarından biridir.
DevamıSoyadımızdan, Kütüğümüzden, Kimliğimizden Vazgeçmiyoruz!
Anayasa Mahkemesi, Resmî Gazete’de (10.8.2026) yayımlanan kararıyla, kadının evlenince eşinin nüfus kayıt sistemine nakledilmesini düzenleyen, “evlenen kadının kaydı kocasının hanesine taşınır” şeklindeki Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 23. maddesinin 2. fıkra 1. cümlesini Anayasa’ya aykırı bulmadı.
Mahkeme, kadınlar aleyhine cinsiyet ayrımcılığı yarattığı için Anayasa’ya aykırı olduğu iddiasıyla, Av. Gülbahar Yılmaz ve eşi Av. Ömer Çakıröz’ün açtığı davada İstanbul 14. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından iptali talebiyle önüne taşınan kanun maddesindeki cinsiyetçiliği görmezden geldi. Kararın eşitlik ilkesini merkeze alması gerekirken, Mahkeme eşitlikle bağ kurmaksızın Kanunu salt teknik bir düzenlemeye indirgedi. Anayasa Mahkemesi kadın hareketinin “kütüğümüzü geri alacağız” mücadelesini görmezden geldi, ataerkinin aile ve kadına bakışını perçinledi ve kadının ikincil konumunu bir daha normalleştirdi.
DevamıKadınları “terbiye etme” politikaları ve yargı eliyle yürütülen ahlak bekçiliği kabul edilemez
Sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek TCK 216/3 maddesiyle tutuklanan Fatma Soydaş’ın durumu; Bennu Gerede hakkında "portatif vibratör" açıklaması gerekçe gösterilerek başlatılan "müstehcenlik" soruşturması ve verilen yurtdışına çıkış yasağı kararı; Nesibe Yıldırım'ın dinin istismar edilmesine ve ataerkil yorumlarına karşı ürettiği sosyal medya içeriklerinden dolayı tehdit edilmesi münferit olaylar değildir. Yaşananların tümü, ataerkil muhafazakar baskı rejiminin kadınların bedenlerini ve hayatlarını denetim altında tutma hedefinin doğrudan tezahürüdür.
Devamı1 Ağustos EŞİK’in doğum günü ve İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlüğe girdiği gün kutlu olsun
1 Ağustos, bizim için sıradan bir tarih değildir.
Kadınların eşit, özgür ve şiddetsiz bir yaşam için yan yana geldiği, ortak sözünü büyüttüğü EŞİK – Eşitlik İçin Kadın Platformu’nun doğum günüdür. Aynı zamanda kadınlara yönelik şiddetle mücadelede tarihsel bir kazanım olan İstanbul Sözleşmesi’nin Türkiye bakımından yürürlüğe girdiği gündür.
Bu anlamlı tarih, aslında aynı mücadele hattının iki önemli simgesidir.
DevamıNe Sünnet Ne Estetik: Bu bir sakatlama, kadına şiddet, insan hakları ihlali ve suçtur
20 Temmuz 2026’da kamuoyunda gündeme geldiği üzere, bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı tarafından sosyal medya hesaplarından “kadın sünneti” adıyla tanıtım ve reklam içerikleri paylaşılmıştır. Sosyal medyada “kadın sünneti” adı altında reklam yapılması kabul edilemez. Kadın cinsel organı sakatlaması, hiçbir gerekçeyle meşrulaştırılamayacak ağır bir insan hakları ihlalidir.
Devamı