LGBTİ+ olmak, dernek kurmak, temel insan haklarını savunmak suç değildir
14Eylül2026,Pazartesi
12 Eylül 1980 askeri darbesinin 46. yıl dönümünde, önce LGBTİ+ insan haklarını savunan ve şiddet mağduru LGBTİ+’lara destek veren sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirildi ardından da derneklere, evlere ve işyerlerine gece yarısı polis operasyonları ve gözaltı haberleri geldi.
Türkiye’nin 15 ilinde eşzamanlı olarak çok sayıda derneğin yöneticileri, çalışanları ve hak savunucuları gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında EŞİK gönüllüleri de var. Bunlardan biri yıllardır kadın hareketi içerisinde büyük emek veren, 12 Eylül'ün hapsettiği kadınlardan biri olan KAOS-GL Yedek Denetim Kurulu üyesi Seniye Nazik Işık. Geçmişte CHP Kadın Kolları Genel Sekreterliği, CHP Parti Meclisi üyeliği ve İzmir Kent Konseyi Başkanlığı yapmış olan Işık, siyasi çalışmalarının yanı sıra kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği alanındaki çalışmalarıyla da tanınıyor. Halen Eşit Yaşam Derneği başkanı.
Gözaltına alınan bir diğer EŞİK gönüllüsü, çocukları ve yakınları LGBTİ+ olan ailelerin bir araya gelerek birbiriyle, yakınları ve çocuklarıyla dayanışması için kurduğu Ankara Gökkuşağı Aileleri Derneği (GALADER) yönetim kurulu başkanı Nedime Erdoğan. İronik biçimde, “Ailem Güvende” adı verilen bu operasyonlar ile çocuklarının güvenliği ve hakları için, onlarla dayanışmak için çalışan LGBTİ+ bireylerin aile üyeleri de gözaltına alınıyor. Onlar neden aile sayılmıyor? Bilinçli olarak, LGBTİ+ bireylerin ailesi yokmuş, sanki bu toplumun bir parçası değillermiş gibi bir söylem üretiliyor.
LGBTİ+ olmak, dernek kurmak ve temel insan haklarını savunmak suç değildir. Savunuculuk faaliyetleri yürütürken bağış ya da fon almak da suç değildir. Derneklerin yurt dışından yardım alması yasalarla düzenlenmiştir ve devletin denetimindedir. Kaldı ki iktidara yakın dernek ve vakıflar da hem yurt dışından fon almakta hem yurt içinde kamu kaynaklarını kullanmaktadır. Bir derneğin ya da vakfın kimin hakkını savunduğuna bakarak, aynı faaliyeti birine meşru görüp, diğerine gözaltı gerekçesi olarak kullanmak, LGBTİ+’ların hak mücadelesini durdurmaya çalışmak hukukla açıklanamaz.
Bu hukuksuz operasyonlar, doğrudan doğruya ifade ve örgütlenme özgürlüğünü ortadan kaldırmaktadır. Sosyal medyada bu derneklerin verdiği hak mücadeleleri ve birbirleriyle dayanışmaları ve verdikleri destekler hakkında, konuyla alakası olmayan birtakım görsel ve mesajlar paylaşılmakta, hak mücadelesi “çocuk istismarı” gibi ciddi suçlarla birlikte anılarak dört koldan siyasi bir algı operasyonu yürütülmektedir. Bu algı operasyonları da LGBTİ+’lara yönelik nefret suçlarının artması ve can güvenliklerinin ortadan kalkması riskini artırmaktadır.
Tüm sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirilenler arasında Dünya Cinsel Sağlık Birliği ve Avrupa Seksoloji Federasyonu üyesi Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD) ile Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği (CŞMD) de bulunmaktadır. Bu dernekler, cinsel şiddetin önlenmesi, cinsel sağlık sorunlarının çözümü için, toplum cinsel sağlığı üzerine çalışan derneklerdir. Faaliyetlerinin kısıtlanması ve erişilemez kılınması toplumsal yaşama açık bir müdahaledir. Hem genel olarak toplumun cinsel haklar konusunda bilinçlendirilmesi, hem de cinsel haklar alanındaki kurumların dayanışma içinde olmalarını engellemeye yönelik bir baskıdır.
Öte yandan son operasyonlarda birçok eğlence mekânı basılmış; yüzlerce kişiye adli işlem yapılmıştır. Bu sadece LGBTİ+’ların sosyalleşme alanlarına yapılan bir saldırı değil, tek tip, cinsiyetçi ve muhafazakâr bir ahlak anlayışının tüm topluma dayatılmak istenmesidir. Başta kadınlar ve LGBTİ+’lar olmak üzere sanattan spora, siyasetten iş yaşamına kadar müstehcenlik, hayasızca hareket, fuhuş ya da uyuşturucu iddiaları ile bütün bir toplumun ve hayatın tüm alanlarının denetim altına alınması girişimidir.
Aynı amaçlarla, çok sayıda internet sitesi ve sosyal medya hesabı için erişim engeli kararı alındığına dair, aralarında EŞİK'in Instagram hesabının da olduğu listeler ortalıkta dolaşmaktadır. Giderek artan bu engellemeler haber alma ve ifade özgürlüğünü, toplumun bilgilenme hakkını ortadan kaldırmaktadır.
Kısacası, “Ailem Güvende” adının verildiği bu operasyon, toplumu tahakküm altına alma, siyasi iktidarın biçimlendirdiği bir ahlak anlayışını topluma dayatma girişimidir. Bu nedenle anayasal temel hakların ve Türkiye’nin uluslararası yükümlülüklerinin ihlali niteliğindedir.
Her gün en az 3 kadının katledildiği ülkemizde, çoğu eşleri olan katilleri ya cezasızlık ya sembolik cezalar ya da gizli açık aflar ile ödüllendirilmektedir. Birkaç gün önce boşanmak istediği erkeğin saldırısı sonucu iki bacağını birden kaybeden 43 yaşındaki Hatice K.’nın sözleri kulaklarımızda çınlamaktadır: “Bir kadın boşanmak istediği için başına bunların gelmemesi gerekiyor.”
Kadın katillerinin, Yenidoğan Çetesi’nin, aile içi çocuk istismarı faillerinin, küçücük kız çocuklarını “evlendirenlerin” serbest bırakıldığı; ailelerin engelli çocuklarının bakım yükü altında çöktüğü, yoksulluk canına tak ettiği için intihara sürüklendiği, çocuklara okullarda bir öğün yemeğin bile çok görüldüğü Türkiye’de “aile güvenliği” için yapılacak olanlar bellidir: Yoksulluğu, şiddeti ve ayrımcılığı önlemek.
“Aileyi korumak”, “Aile Güvenliği” gibi adlar verilerek sürdürülen bu operasyonlara derhal son verilmelidir.
Gözaltındaki hak savunucuları derhal serbest bırakılmalıdır.
Gözaltılar, baskınlar ve erişim engelleri sonlandırılmalıdır.
LGBTİ+’ların varoluşunu; eğlence ya da herhangi bir biçimde bir araya gelmesi ve sosyalleşmesini; örgütlenme ve hak mücadelesini, ahlaksızlık, müstehcenlik, hayasızca hareket, suç olarak yaftalamaktan vazgeçilmelidir.
LGBTİ+ olmak, dernek kurmak, temel insan haklarını savunmak suç değildir
12 Eylül 1980 askeri darbesinin 46. yıl dönümünde, önce LGBTİ+ insan haklarını savunan ve şiddet mağduru LGBTİ+’lara destek veren sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirildi ardından da derneklere, evlere ve işyerlerine gece yarısı polis operasyonları ve gözaltı haberleri geldi.
Türkiye’nin 15 ilinde eşzamanlı olarak çok sayıda derneğin yöneticileri, çalışanları ve hak savunucuları gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında EŞİK gönüllüleri de var. Bunlardan biri yıllardır kadın hareketi içerisinde büyük emek veren, 12 Eylül'ün hapsettiği kadınlardan biri olan KAOS-GL Yedek Denetim Kurulu üyesi Seniye Nazik Işık. Geçmişte CHP Kadın Kolları Genel Sekreterliği, CHP Parti Meclisi üyeliği ve İzmir Kent Konseyi Başkanlığı yapmış olan Işık, siyasi çalışmalarının yanı sıra kadın hakları, toplumsal cinsiyet eşitliği alanındaki çalışmalarıyla da tanınıyor. Halen Eşit Yaşam Derneği başkanı.
Gözaltına alınan bir diğer EŞİK gönüllüsü, çocukları ve yakınları LGBTİ+ olan ailelerin bir araya gelerek birbiriyle, yakınları ve çocuklarıyla dayanışması için kurduğu Ankara Gökkuşağı Aileleri Derneği (GALADER) yönetim kurulu başkanı Nedime Erdoğan. İronik biçimde, “Ailem Güvende” adı verilen bu operasyonlar ile çocuklarının güvenliği ve hakları için, onlarla dayanışmak için çalışan LGBTİ+ bireylerin aile üyeleri de gözaltına alınıyor. Onlar neden aile sayılmıyor? Bilinçli olarak, LGBTİ+ bireylerin ailesi yokmuş, sanki bu toplumun bir parçası değillermiş gibi bir söylem üretiliyor.
LGBTİ+ olmak, dernek kurmak ve temel insan haklarını savunmak suç değildir. Savunuculuk faaliyetleri yürütürken bağış ya da fon almak da suç değildir. Derneklerin yurt dışından yardım alması yasalarla düzenlenmiştir ve devletin denetimindedir. Kaldı ki iktidara yakın dernek ve vakıflar da hem yurt dışından fon almakta hem yurt içinde kamu kaynaklarını kullanmaktadır. Bir derneğin ya da vakfın kimin hakkını savunduğuna bakarak, aynı faaliyeti birine meşru görüp, diğerine gözaltı gerekçesi olarak kullanmak, LGBTİ+’ların hak mücadelesini durdurmaya çalışmak hukukla açıklanamaz.
Bu hukuksuz operasyonlar, doğrudan doğruya ifade ve örgütlenme özgürlüğünü ortadan kaldırmaktadır. Sosyal medyada bu derneklerin verdiği hak mücadeleleri ve birbirleriyle dayanışmaları ve verdikleri destekler hakkında, konuyla alakası olmayan birtakım görsel ve mesajlar paylaşılmakta, hak mücadelesi “çocuk istismarı” gibi ciddi suçlarla birlikte anılarak dört koldan siyasi bir algı operasyonu yürütülmektedir. Bu algı operasyonları da LGBTİ+’lara yönelik nefret suçlarının artması ve can güvenliklerinin ortadan kalkması riskini artırmaktadır.
Tüm sosyal medya hesaplarına erişim engeli getirilenler arasında Dünya Cinsel Sağlık Birliği ve Avrupa Seksoloji Federasyonu üyesi Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği (CETAD) ile Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği (CŞMD) de bulunmaktadır. Bu dernekler, cinsel şiddetin önlenmesi, cinsel sağlık sorunlarının çözümü için, toplum cinsel sağlığı üzerine çalışan derneklerdir. Faaliyetlerinin kısıtlanması ve erişilemez kılınması toplumsal yaşama açık bir müdahaledir. Hem genel olarak toplumun cinsel haklar konusunda bilinçlendirilmesi, hem de cinsel haklar alanındaki kurumların dayanışma içinde olmalarını engellemeye yönelik bir baskıdır.
Öte yandan son operasyonlarda birçok eğlence mekânı basılmış; yüzlerce kişiye adli işlem yapılmıştır. Bu sadece LGBTİ+’ların sosyalleşme alanlarına yapılan bir saldırı değil, tek tip, cinsiyetçi ve muhafazakâr bir ahlak anlayışının tüm topluma dayatılmak istenmesidir. Başta kadınlar ve LGBTİ+’lar olmak üzere sanattan spora, siyasetten iş yaşamına kadar müstehcenlik, hayasızca hareket, fuhuş ya da uyuşturucu iddiaları ile bütün bir toplumun ve hayatın tüm alanlarının denetim altına alınması girişimidir.
Aynı amaçlarla, çok sayıda internet sitesi ve sosyal medya hesabı için erişim engeli kararı alındığına dair, aralarında EŞİK'in Instagram hesabının da olduğu listeler ortalıkta dolaşmaktadır. Giderek artan bu engellemeler haber alma ve ifade özgürlüğünü, toplumun bilgilenme hakkını ortadan kaldırmaktadır.
Kısacası, “Ailem Güvende” adının verildiği bu operasyon, toplumu tahakküm altına alma, siyasi iktidarın biçimlendirdiği bir ahlak anlayışını topluma dayatma girişimidir. Bu nedenle anayasal temel hakların ve Türkiye’nin uluslararası yükümlülüklerinin ihlali niteliğindedir.
Her gün en az 3 kadının katledildiği ülkemizde, çoğu eşleri olan katilleri ya cezasızlık ya sembolik cezalar ya da gizli açık aflar ile ödüllendirilmektedir. Birkaç gün önce boşanmak istediği erkeğin saldırısı sonucu iki bacağını birden kaybeden 43 yaşındaki Hatice K.’nın sözleri kulaklarımızda çınlamaktadır: “Bir kadın boşanmak istediği için başına bunların gelmemesi gerekiyor.”
Kadın katillerinin, Yenidoğan Çetesi’nin, aile içi çocuk istismarı faillerinin, küçücük kız çocuklarını “evlendirenlerin” serbest bırakıldığı; ailelerin engelli çocuklarının bakım yükü altında çöktüğü, yoksulluk canına tak ettiği için intihara sürüklendiği, çocuklara okullarda bir öğün yemeğin bile çok görüldüğü Türkiye’de “aile güvenliği” için yapılacak olanlar bellidir: Yoksulluğu, şiddeti ve ayrımcılığı önlemek.
“Aileyi korumak”, “Aile Güvenliği” gibi adlar verilerek sürdürülen bu operasyonlara derhal son verilmelidir.
14 Eylül 2026
EŞİK – Eşitlik İçin Kadın Platformu
www.esik.org.tr/iletisim@esikplatform.net