Kadınları “terbiye etme” politikaları ve yargı eliyle yürütülen ahlak bekçiliği kabul edilemez
5Ağustos2026,Çarşamba
Sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek TCK 216/3 maddesiyle tutuklanan Fatma Soydaş’ın durumu; Bennu Gerede hakkında "portatif vibratör" açıklaması gerekçe gösterilerek başlatılan "müstehcenlik" soruşturması ve verilen yurtdışına çıkış yasağı kararı; Nesibe Yıldırım'ın dinin istismar edilmesine ve ataerkil yorumlarına karşı ürettiği sosyal medya içeriklerinden dolayı tehdit edilmesi münferit olaylar değildir. Yaşananların tümü, ataerkil muhafazakar baskı rejiminin kadınların bedenlerini ve hayatlarını denetim altında tutma hedefinin doğrudan tezahürüdür.
Her kesimden kadına yönelen bu tahakkümün dozu her geçen gün artmaktadır. Söz konusu olaylar, kadınların bedensel ve düşünsel özerkliğine ve aynı zamanda laiklik ilkesine açık bir saldırı oluşturmaktadır.
Kadınların ne giyeceği, nasıl yaşayacağı, kendi bedenleri hakkında ne diyeceği, sosyal medyada kendilerini nasıl ifade edeceği, ne düşüneceği, nasıl konuşacağı devlet eliyle ya da mahalle baskısıyla tayin edilemez.
Kadınların yaşam tarzı veya söylemleri bahane edilerek cezaevlerinin ve adli kontrol mekanizmalarının birer “eğitme/terbiye etme” aracı olarak kullanılması kabul edilemez. Yargı eliyle sürdürülen bu kuşatma, kadınları susturmayı hedeflemektedir.
Kamusal alanda, siyasette veya medyada her türlü nüfuz suistimalini yapan, kadınlara ve çocuklara zarar veren veya vermekle tehdit eden erkek failler cezasızlıkla ödüllendirilirken; kadınların jet hızıyla tutuklanması veya farklı yaptırımlara maruz bırakılması cinsiyetçi yargının çifte standardıdır.
Kadınların yaşamlarının, bedenlerinin ve özgürlüklerinin yargısal taciz ve ahlak bekçiliği ile kuşatılmasına karşı mücadele etmeye devam edeceğiz.
Kadınları “terbiye etme” politikaları ve yargı eliyle yürütülen ahlak bekçiliği kabul edilemez
Sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek TCK 216/3 maddesiyle tutuklanan Fatma Soydaş’ın durumu; Bennu Gerede hakkında "portatif vibratör" açıklaması gerekçe gösterilerek başlatılan "müstehcenlik" soruşturması ve verilen yurtdışına çıkış yasağı kararı; Nesibe Yıldırım'ın dinin istismar edilmesine ve ataerkil yorumlarına karşı ürettiği sosyal medya içeriklerinden dolayı tehdit edilmesi münferit olaylar değildir. Yaşananların tümü, ataerkil muhafazakar baskı rejiminin kadınların bedenlerini ve hayatlarını denetim altında tutma hedefinin doğrudan tezahürüdür.
Her kesimden kadına yönelen bu tahakkümün dozu her geçen gün artmaktadır. Söz konusu olaylar, kadınların bedensel ve düşünsel özerkliğine ve aynı zamanda laiklik ilkesine açık bir saldırı oluşturmaktadır.
Kadınların ne giyeceği, nasıl yaşayacağı, kendi bedenleri hakkında ne diyeceği, sosyal medyada kendilerini nasıl ifade edeceği, ne düşüneceği, nasıl konuşacağı devlet eliyle ya da mahalle baskısıyla tayin edilemez.
Kadınların yaşam tarzı veya söylemleri bahane edilerek cezaevlerinin ve adli kontrol mekanizmalarının birer “eğitme/terbiye etme” aracı olarak kullanılması kabul edilemez. Yargı eliyle sürdürülen bu kuşatma, kadınları susturmayı hedeflemektedir.
Kamusal alanda, siyasette veya medyada her türlü nüfuz suistimalini yapan, kadınlara ve çocuklara zarar veren veya vermekle tehdit eden erkek failler cezasızlıkla ödüllendirilirken; kadınların jet hızıyla tutuklanması veya farklı yaptırımlara maruz bırakılması cinsiyetçi yargının çifte standardıdır.
Kadınların yaşamlarının, bedenlerinin ve özgürlüklerinin yargısal taciz ve ahlak bekçiliği ile kuşatılmasına karşı mücadele etmeye devam edeceğiz.
#AhlakBekçiliğineHayır
#BedenimizBizimdir
#MüstehcenlikDeğilAtaerkilBaskı
#LaiklikVazgeçilmezimiz
5 Ağustos 2026
EŞİK – Eşitlik İçin Kadın Platformu
www.esik.org.tr/iletisim@esikplatform.net