1 Ağustos EŞİK’in doğum günü ve İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlüğe girdiği gün kutlu olsun
30Temmuz2026,Perşembe
1 Ağustos, bizim için sıradan bir tarih değildir.
Kadınların eşit, özgür ve şiddetsiz bir yaşam için yan yana geldiği, ortak sözünü büyüttüğü EŞİK – Eşitlik İçin Kadın Platformu’nun doğum günüdür. Aynı zamanda kadınlara yönelik şiddetle mücadelede tarihsel bir kazanım olan İstanbul Sözleşmesi’nin Türkiye bakımından yürürlüğe girdiği gündür.
Bu anlamlı tarih, aslında aynı mücadele hattının iki önemli simgesidir.
EŞİK, 1 Ağustos 2020’de, kadınların ve LGBTİ+’ların eşitlik ve özgürlük mücadelesinde kazanılmış haklarına yönelik saldırıların arttığı bir dönemde doğdu. Öncesinde çocuk cinsel istismarı faillerine af girişimine karşı bir araya gelen bağımsız kadın örgütleri, bu tehdide karşı ortak mücadele yürüttü. Ardından İstanbul Sözleşmesi’nin hedef alınmasıyla birlikte, daha geniş ve kapsayıcı bir dayanışma ağı olarak EŞİK adı altında buluştu. O günden bu yana EŞİK, benzeri az görülür şekilde, Türkiye'nin her yerinden, farklı kuşaklardan, farklı mücadele deneyimlerinden ve farklı siyasal görüşlerden kadınların, kadının insan haklarına yönelik tehdit ve riskleri birlikte değerlendirdiği, her hafta düzenli olarak buluştuğu, eşit söz hakkına dayalı, hiyerarşisiz yatay örgütlenme anlayışını yaşama geçirdiği, güçlü bir dayanışma ağı olarak yoluna devam etmektedir.
EŞİK’in kuruluşu, yalnızca yeni bir platformun kurulması değil, Türkiye kadın hareketinin onlarca yıllık mücadelesinin yeni bir biçimde örgütlenmesiydi.
EŞİK, kuruluşundan bu yana kadınların hayatına, haklarına ve özgürlüklerine yönelen her saldırıya karşı örgütlendi, politika üretti, söz söyledi, dayanışmayı büyüttü.
İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruzdedik.
Çünkü İstanbul Sözleşmesi yalnızca bir metin değil, kadınları şiddetten korumak için devletlere açık sorumluluklar yükleyen, önleme, koruma, soruşturma, kovuşturma ve bütüncül politikalar geliştirme yükümlülüğü getiren tarihi bir insan hakları sözleşmesidir.
Sözleşmenin uygulanması için meydanlarda, ekranlarda, Meclis’te, sokakta, sosyal medyada sesimizi yükselttik. Hukukun üstünlüğünü savunduk. Kadınların hayatının siyasi pazarlıklara konu edilemeyeceğini söyledik. Ve hukuk mücadelesinden de vazgeçmedik.
İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının hukuka aykırılığına karşı açılan davalarda Danıştay salonlarında tarihi bir çaba ve savunma sergiledik.
Bir uluslararası insan hakları sözleşmesinden tek kişinin kararıyla çıkılamaz, kadınların yaşam hakkı idarenin takdirine bırakılamaz dedik.
Bini aşkın sayıda avukat kadının yetki belgeleriyle takip ettiği Danıştay’daki mücadelemiz, yalnızca bir sözleşmeyi savunma mücadelesi değildi. Bu mücadele, kadınların yaşam hakkını ve eşit yurttaşlık ilkesini savunma mücadelesiydi. Aynı zamanda tüm toplumun temel insan haklarının, uluslararası tüm sözleşmelerin, hukukun üstünlüğünün ve demokrasinin korunması mücadelesiydi.
İstanbul Sözleşmesi’nin Yürürlükte olduğunu söylemeye devam edeceğiz.
İstanbul Sözleşmesi, Anayasa’nın 90. maddesi, 6284 Sayılı Yasa ve 6251 Sayılı Onay Kanunu gereği hâlâ yürürlüktedir. AİHM'in İstanbul Sözleşmesi'nin tarafı olmayan Avrupa Konseyi üyesi devletleri mahkum ettiği çok sayıda kararı vardır. İstanbul Sözleşmesi, imzalamış olsun olmasın tüm Avrupa Konseyi üyesi devletlerde yürürlüktedir, bağlayıcıdır. Bu yüzden iktidarıyla muhalefetiyle tüm kurumlara, “İstanbul Sözleşmesi’ni uygula. Görevinse yap, değilse görevi olandan yapmasını iste” mesajı verdik.
İnsan hakları hukukunun temel ilkelerinden biri olan geriye götürülemezlik (non-regression) ilkesi gereğince, devletler kadınların eşitlik ve yaşam hakkını güvence altına alan kazanılmış hakları ortadan kaldıracak ya da koruma düzeyini geriletecek düzenlemeler yapamaz. Bu nedenle İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararı yalnızca Anayasa'ya değil, uluslararası insan hakları hukukunun bu temel ilkesine de aykırıdır.
Bugün geldiğimiz noktada hâlâ kadınların hakları tehdit altında.
İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararından sonra kadın cinayetleri, şüpheli kadın ölümleri, kadına karşı şiddet, katlanarak artmıştır. İktidarın reisli aile modeli, aile ve nüfus odaklı politikaları kadınları şiddet sarmalının içinden çıkamayacak duruma getirmiştir. Medeni Kanun’un temel ilkelerini zayıflatmaya yönelik girişimler, yoksul kadının nafaka hakkına yönelik saldırılar ve toplumsal cinsiyet eşitliğine karşı yürütülen nefret politikaları her geçen gün şiddetini artırarak karşımıza çıkarılmaktadır.
EŞİK Platformu olarak kadınların kazanılmış her bir hakkının kadın hareketinin onlarca yıllık mücadelesinin ürünü olduğunu biliyoruz. Uğruna büyük bedeller ödediğimiz hiçbir hakkımızdan vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha tekrar ediyoruz.
Bugün, EŞİK'in kuruluşunun altıncı yılında, bizi ayakta tutanın yalnızca haklılığımız değil, örgütlü mücadelemiz ve dayanışmamız olduğunun farkındayız. Dünyanın ve Türkiye’nin dört bir yanında, farklı kimliklerden kadınların kurduğu bu dayanışma ağı, eşitlik mücadelesinin en güçlü güvencesidir.
EŞİK Platformu olarak kadın hareketi tarihinden aldığımız güç ve cesaretle, bugünün sorumluluğunu omuzlayarak, yarını kurmaya devam edeceğiz. Kadınların yaşam hakkını, laikliği, eşit yurttaşlığı, sosyal demokratik hukuk devletini ve İstanbul Sözleşmesi’ni savunmaktan vazgeçmeyeceğiz. Kadın dayanışması varsa her zaman umut da vardır.
EŞİK’in doğum günü ve İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlüğe girdiği gün kutlu olsun.
1 Ağustos EŞİK’in doğum günü ve İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlüğe girdiği gün kutlu olsun
1 Ağustos, bizim için sıradan bir tarih değildir.
Kadınların eşit, özgür ve şiddetsiz bir yaşam için yan yana geldiği, ortak sözünü büyüttüğü EŞİK – Eşitlik İçin Kadın Platformu’nun doğum günüdür. Aynı zamanda kadınlara yönelik şiddetle mücadelede tarihsel bir kazanım olan İstanbul Sözleşmesi’nin Türkiye bakımından yürürlüğe girdiği gündür.
Bu anlamlı tarih, aslında aynı mücadele hattının iki önemli simgesidir.
EŞİK, 1 Ağustos 2020’de, kadınların ve LGBTİ+’ların eşitlik ve özgürlük mücadelesinde kazanılmış haklarına yönelik saldırıların arttığı bir dönemde doğdu. Öncesinde çocuk cinsel istismarı faillerine af girişimine karşı bir araya gelen bağımsız kadın örgütleri, bu tehdide karşı ortak mücadele yürüttü. Ardından İstanbul Sözleşmesi’nin hedef alınmasıyla birlikte, daha geniş ve kapsayıcı bir dayanışma ağı olarak EŞİK adı altında buluştu. O günden bu yana EŞİK, benzeri az görülür şekilde, Türkiye'nin her yerinden, farklı kuşaklardan, farklı mücadele deneyimlerinden ve farklı siyasal görüşlerden kadınların, kadının insan haklarına yönelik tehdit ve riskleri birlikte değerlendirdiği, her hafta düzenli olarak buluştuğu, eşit söz hakkına dayalı, hiyerarşisiz yatay örgütlenme anlayışını yaşama geçirdiği, güçlü bir dayanışma ağı olarak yoluna devam etmektedir.
EŞİK’in kuruluşu, yalnızca yeni bir platformun kurulması değil, Türkiye kadın hareketinin onlarca yıllık mücadelesinin yeni bir biçimde örgütlenmesiydi.
EŞİK, kuruluşundan bu yana kadınların hayatına, haklarına ve özgürlüklerine yönelen her saldırıya karşı örgütlendi, politika üretti, söz söyledi, dayanışmayı büyüttü.
İstanbul Sözleşmesi’nden vazgeçmiyoruzdedik.
Çünkü İstanbul Sözleşmesi yalnızca bir metin değil, kadınları şiddetten korumak için devletlere açık sorumluluklar yükleyen, önleme, koruma, soruşturma, kovuşturma ve bütüncül politikalar geliştirme yükümlülüğü getiren tarihi bir insan hakları sözleşmesidir.
Sözleşmenin uygulanması için meydanlarda, ekranlarda, Meclis’te, sokakta, sosyal medyada sesimizi yükselttik. Hukukun üstünlüğünü savunduk. Kadınların hayatının siyasi pazarlıklara konu edilemeyeceğini söyledik. Ve hukuk mücadelesinden de vazgeçmedik.
İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının hukuka aykırılığına karşı açılan davalarda Danıştay salonlarında tarihi bir çaba ve savunma sergiledik.
Bir uluslararası insan hakları sözleşmesinden tek kişinin kararıyla çıkılamaz, kadınların yaşam hakkı idarenin takdirine bırakılamaz dedik.
Bini aşkın sayıda avukat kadının yetki belgeleriyle takip ettiği Danıştay’daki mücadelemiz, yalnızca bir sözleşmeyi savunma mücadelesi değildi. Bu mücadele, kadınların yaşam hakkını ve eşit yurttaşlık ilkesini savunma mücadelesiydi. Aynı zamanda tüm toplumun temel insan haklarının, uluslararası tüm sözleşmelerin, hukukun üstünlüğünün ve demokrasinin korunması mücadelesiydi.
İstanbul Sözleşmesi’nin Yürürlükte olduğunu söylemeye devam edeceğiz.
İstanbul Sözleşmesi, Anayasa’nın 90. maddesi, 6284 Sayılı Yasa ve 6251 Sayılı Onay Kanunu gereği hâlâ yürürlüktedir. AİHM'in İstanbul Sözleşmesi'nin tarafı olmayan Avrupa Konseyi üyesi devletleri mahkum ettiği çok sayıda kararı vardır. İstanbul Sözleşmesi, imzalamış olsun olmasın tüm Avrupa Konseyi üyesi devletlerde yürürlüktedir, bağlayıcıdır. Bu yüzden iktidarıyla muhalefetiyle tüm kurumlara, “İstanbul Sözleşmesi’ni uygula. Görevinse yap, değilse görevi olandan yapmasını iste” mesajı verdik.
İnsan hakları hukukunun temel ilkelerinden biri olan geriye götürülemezlik (non-regression) ilkesi gereğince, devletler kadınların eşitlik ve yaşam hakkını güvence altına alan kazanılmış hakları ortadan kaldıracak ya da koruma düzeyini geriletecek düzenlemeler yapamaz. Bu nedenle İstanbul Sözleşmesi'nden çekilme kararı yalnızca Anayasa'ya değil, uluslararası insan hakları hukukunun bu temel ilkesine de aykırıdır.
Bugün geldiğimiz noktada hâlâ kadınların hakları tehdit altında.
İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararından sonra kadın cinayetleri, şüpheli kadın ölümleri, kadına karşı şiddet, katlanarak artmıştır. İktidarın reisli aile modeli, aile ve nüfus odaklı politikaları kadınları şiddet sarmalının içinden çıkamayacak duruma getirmiştir. Medeni Kanun’un temel ilkelerini zayıflatmaya yönelik girişimler, yoksul kadının nafaka hakkına yönelik saldırılar ve toplumsal cinsiyet eşitliğine karşı yürütülen nefret politikaları her geçen gün şiddetini artırarak karşımıza çıkarılmaktadır.
EŞİK Platformu olarak kadınların kazanılmış her bir hakkının kadın hareketinin onlarca yıllık mücadelesinin ürünü olduğunu biliyoruz. Uğruna büyük bedeller ödediğimiz hiçbir hakkımızdan vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha tekrar ediyoruz.
Bugün, EŞİK'in kuruluşunun altıncı yılında, bizi ayakta tutanın yalnızca haklılığımız değil, örgütlü mücadelemiz ve dayanışmamız olduğunun farkındayız. Dünyanın ve Türkiye’nin dört bir yanında, farklı kimliklerden kadınların kurduğu bu dayanışma ağı, eşitlik mücadelesinin en güçlü güvencesidir.
EŞİK Platformu olarak kadın hareketi tarihinden aldığımız güç ve cesaretle, bugünün sorumluluğunu omuzlayarak, yarını kurmaya devam edeceğiz. Kadınların yaşam hakkını, laikliği, eşit yurttaşlığı, sosyal demokratik hukuk devletini ve İstanbul Sözleşmesi’ni savunmaktan vazgeçmeyeceğiz. Kadın dayanışması varsa her zaman umut da vardır.
EŞİK’in doğum günü ve İstanbul Sözleşmesi’nin yürürlüğe girdiği gün kutlu olsun.
#EŞİKinDoğumGünü
#EŞİK6Yaşında
#HayatlarımızdanHaklarımızdanHayallerimizdenVazgeçmiyoruz
#İstanbulSözleşmesiYürürlükteUygula
31 Temmuz 2026
EŞİK – Eşitlik İçin Kadın Platformu
www.esik.org.tr/iletisim@esikplatform.net
X: @esikplatformu
Instagram: @esik_platform
Facebook: @esikplatform
YouTube: @esikplatformu